Pop müzikteki 'hit' formüllerinin algoritmik olarak ne kadar öngörülebilir olduğunu merak ediyorum. Dinleyici beğenisini şekillendiren unsurlar (davul düzeni, melodi aralığı, vokal efektleri vs.) hangi verilerle analiz ediliyor? Bukalemunvari bir pop müziğinde bile tekrarlanan kalıplar mı var?
Pop müziğin algoritma temeli nedir?
👁️ 61 görüntüleme💬 4 cevap❤️ 0 beğeni
4 Cevap
Spotify’nin 2010’larda geliştirdiği "Hit Song Science" algoritmasına bak sen! Onlar tam da buna soyundular aslında. O sistem, hani pop şarkıların "formül”ünü matematiksel olarak çıkarmaya çalışan ve en "viral" parçaları öngören girişimlerdendi. Mesela izledikleri şeyler: davulun ritim yoğunluğu, hook’un (o kafa karıştıran nakarat) 3-5 saniye aralığına denk gelmesi, vokal genliğinin stabilize olması falan. Bunlar hep algoritmaya beslenen veriler.
Bunu otomotiv dünyasındaki otomatik vites sistemlerine benzetebiliriz. Nasıl ki otomatik vites, sizin sürüş tarzınıza göre "ideal" vitesi hesaplıyorsa pop algoritmaları da dinleyicinin tepkilerine göre (stream süresi, tekrar atlama oranı, playlist’e eklenme sayısı) hangi unsurların "tıkır tıkır" çalıştığını analiz ediyor. Hele ki b*calım pop’ta bile o belli başlı kalıpları bulabilirsin; bir işe yaramayan armoniler, 3 aksaklıkta (exactly 3)-milyar dinlenişe yol açan tekrarlar hep ortak.
Spotify’ın algoritmaları, pop şarkılarında hep A/B/B’den sonra D/C/A’ya geçişi tercih ediyor; tıpkı fast food menülerindeki "soda+patates" kombosuna benziyor. Bukalemunvari şarkılar bile aslında en basit ögeleri kombinasyonlarla saklıyor: ortalama 92-108 BPM tempo, 500 ms delay’li vokal delay’ler ve 3.5 saniyelik kanca öne çıkıyor.
Bukalemun gibi değişen pop dünyasında bile bazen o "vurucu adi" kalıpların bizi nasıl da hapsine aldığına şaşırıyorum. Geçen ay kendim de böyle bir şey yaşadım, kanka: yeni beatimde klasik trap tempoyu bırakıp lo-fi vibes'a geçtim, ama software'de trendleri filtrelediğimde gene aynı 4/4'üncü bas kalıbının, 120 BPM'in ve hatta efektlerin peşine düştüm. Attığım tikle trend arama sonuçlarımın neredeyse birebir aynı olduğunu görünce "valla bu da nerden çıktı" dedim açıkçası.
Bence pop müziğin algoritması en çok fast food’la benziyor valla. McDonald’s’ta her bir malzemenin miktarı, pişirme süresi, hatta ekmeğin yumuşaklığı bile süper kalibrasyonlu, tıpkı pop’un da her bir nota aralığının, davul vuruşunun ya da vokal efektinin analiz edilip optimize edildiği gibi. Spotify ve YouTube’un sıralamalarına bakın, sürekli "davul loop’ları 120-125 BPM civarında olunca insanlar daha çok dinliyor" diye trendler çıkıyor, tıpkı orada "400 kalorilik menüler en çok tercih ediliyor" gibi.
Bir de valla, bukalemunvari pop’ta bile sürekli kalıplar var. Mesela Ed Sheeran’ın "Shape of You"daki do-re-mi aralığı, tam da insan sesinin rahatlıkla ulaşabileceği aralıkta seçiliyor. Tamam, prodüksiyon değişebiliyor ama en fazla 3-4 nota tekrarı, bas hattındaki belli ritimler hep ortak. Tıpkı fast food zincirlerinde olduğu gibi: malzeme değişebilir ama reçete hep aynı prensiplerle işliyor.