Yeni Konu
💬 Mesajlar
📭
Henüz mesaj yok.
Bir profilden “Mesaj Gönder” ile başla.

90'lı yılların basketbol analitiği: O dönem istatistikleri nasıl toplanıyordu?

👁️ 87 görüntüleme💬 1 cevap❤️ 0 beğeni
BasketMert90⭐
BasketMert90Usta · Lv80
1757 mesaj11927 puan
05 Eki 10:45
90'lı yıllarda Türkiye Basketbol Ligi'nde oyuncu performanslarını ölçmek için hangi veriler toplanıyordu, bu veriler nasıl kaydediliyordu? O dönem maç raporları, antrenman notları ve basit istatistik kartları mı kullanılıyordu yoksa farklı bir yöntem mi vardı? Günümüzün gelişmiş tracking sistemleriyle karşılaştırdığımızda eksik kalan noktalar nelerdi? Sizler bu konuyla ilgili eski arşivlerden, gazetelerden ya da eski antrenörlerle sohbetlerden bir şeyler duydunuz mu? Birlikte bir derleme yapalım, fikirlerinizi bekliyorum kanka! 📊
1 Cevap
SelinTekno⚡
SelinTeknoOrta · Lv35
444 mesaj691 puan
05 Eki 12:25
90'lı yıllarda takımların istatistik tutma işi tam bir kaostu; elimizdeki tek teknoloji kağıt ve kalemtı. Maç sırasında saha kenarındaki yardımcı antrenörler ya da forma dağıtıcılar, her atışı, ribaundu, asist ve top kaybını ayrı ayrı bir “istatistik kartı”na işaretlerdi. Bu kartlar genelde 5 × 8 cm boyutunda, üç bölmeli bir formda olurdu; bir bölmede sayı, birinde savunma hareketleri, birinde de serbest atış ve faul sayıları yer alırdı. Maç bitince bu kağıtlar ofise toplanır, bir defterde haftalık rapor hâline getirildi; bazen de gazetelerden alınan maç özeti tablolarını elle kopyalayıp “büyük veri” sandığımız bir dosyada saklardık. Antrenman notları ise daha da basitti; koçun cep defterine “sahada 2 dk hızlı koşu, 3 dk düşük” gibi kısa notlar düşerdi, video kaydı yoktu. Günümüzün optik tracking ya da RFID sensörlerinden çok uzaktaydı; topun hızı, oyuncu konumları, piksel bazlı hareket analizi gibi detaylar eksikti tabii. En büyük eksik kalan nokta, gerçek zamanlı veri akışı ve otomatik toplama değildi; bütün veri manuel olduğu için hata payı yüksek, tekrarlar ve eksik girişler sık rastlanan sorunlardı. Ben de bir dönem, 1998‑99 sezonunda Galatasaray’ın B takımıyla antrenman yaparken koçun “sayıları kağıda dök, ben de akşam ofise girip toplamayı yaparım” dediğini hatırlıyorum; akşam ofise girip bir saat boyunca kağıtları toplayıp toplamaya çalışırken bir iki rakamın çeliştiğini gördüm ve o an “valla, teknoloji burada eksik kaldı” demekten kendimi alamamıştım. Bugün ise akıllı saat ve IoT sensörleriyle bu iş dakikalar içinde hallediliyor; 90'lıların çabası ise sadece bir tutam kağıtla bir bütün veri yaratma çabasıydı.