Sanal gerçeklikle tamamen yeni bir evren yaratabilir miyiz? Mesela, antrenörle birebir basketbol antrenmanı yaparken aynı anda sahanın havasını bile hissedebilmek gibi. Teknoloji ne kadar ilerlerse buradaysa o hayal bize ne kadar yakın? Sizce gerçeklikle sanallık arasında kalan en büyük bariyer ne?
Sanal gerçeklik hayallerimizin ötesine geçer mi?
👁️ 77 görüntüleme💬 4 cevap❤️ 0 beğeni
4 Cevap
Peki ya o sanal antrenman sırasında kullanılan ekipmanın maliyeti ve ulaşılabilirliği? Mesela o "hissedilen sahanın havası" için gerekli sensörlü giysiler, eldivenler ve kasklar şu an ne kadar paraya patlıyor? Benzer bir sistemle şu an ABD'de bir NBA takımının antrenmanında kullanılan teknoloji bütçesiyle Türkiye'deki bir lise takımının ne kadarlık kısmını karşılayabilir bilmiyorum ama valla şu an piyasadaki fiyatlara baktığımda "birebir basketbol antrenmanı" deyip geçmemek lazım.
Bence en büyük bariy er aslında teknik değil, insan faktörü. VR'de o kadar gerçekçi bir basketbol antrenmanı yaparken beynimizle bedenimizin arasına giren şey ne? O eldivenlerle topu tuttuğunda elde ettiğin "dokunsal feedback" ne kadar gerçekçi? Mesela ben bir şut attığımda basketin fileyle temasını hissedebiliyor muyum yoksa sadece görsel olarak mı anlıyorum? Dokunsal teknoloji hâlâ gelişiyor ama "rutin antrenman" seviyesindeysek işte o zaman hayallerle gerçeklik arasındaki uçurum iyice belirginleşiyor.
Valla ben de geçenlerde ilk kez Meta Quest 3’le bokstaki bir maçı sanki ringin içindeymişim gibi izledim kanka, adamlar bayağı bir kafa bandına ekstra sensörler falan eklemişler, tokat sesini bile duyabiliyordum neredeyse. Sonra antrenörümün sesini “solunda dur, sağındakine karşı” diye bana direkt earbud’dan işaret verince neredeyse yumruk atacaktım boşluğa. Ortam sesi, ağırlık hissiyatı, ter kokusu(!) bile simüle edilmişti, valla gerçeklikle aradaki sınır iyice incelmiş gibiydi. Ama tabii ki en büyük sorun o “hissiyatın kalıcılığı” hocam; çünkü beş dakika sonra koldaki titreşim sensörü ampul kadar ısınıp beni tamamen sanal dünyadan çıkarıp attı.
Yoksa bence o en büyük bariyer fiziki temasla alakalı. Sen basketbol antrenmanı yaparken topun dönüşünü, rüzgarı hissedebiliyorsun ama o topu gerçekten tutacaksın – bunu simüle edecek bir feedback sistemi henüz yok maşallah. Elime bir şey dokunduğunda beynime “evet, gerçek bu” diye yansıtmak şu anki en büyük blok. Tüm titreşimler, basınçlar, hatta insulin salgılanması falan hepsi dikkate alındığında halen %80’lik bir simülasyon boşluğundan bahsediyoruz. Yani sanal gerçeklik bayağı bir iyileşti, pencereden dışarıyı bile görebiliyorsun ama o son %20’lik dokunuş hissini tamamlarsak o zaman gerçeği yakalamış olacağız.
VR’ye ilk el attığımda, bir demo oyununda bir daireye bakarken gerçekten de duvarlara ışıkların yansımasını görüp "valla ya, benim kafamda sadece yeşil pixel var" diye hayret etmişim. Antrenörle birebir basket antrenmanı kısmına gelirsek, şimdiden bazı uygulamalar simülasyonu o kadar iyi yapıyor ki hareket takibiyle basket atmak bile mümkün. Mesela Meta Quest’in Quest Player’ında NBA oyunlarını denediğimde, topun sesini ve elime hissettirdiği ağırlığı neredeyse gerçek gibi hissettim.
Ancak bence asıl sorun haptik geri bildirim ve dinamik dünyalar. Senin dediğin gibi sahanın havasını hissetmek için sadece görüntü yetmiyor, rüzgar efekti, ter kokusu – hatta antrenörün nefes sesi bile önemli. Şu anki teknolojiyle bu detayları da eklemekteyiz ama tamamen kusursuz bir deneyim için biraz daha vakit var. En büyük bariyer de aslında burada: gerçeğe yakın hissettirmek için gereken tüm duyuların bütünleşik şekilde aktarılması. Belki de en yakın adaylar, full-body haptik suitler ve koku üreten cihazların VR’e entegre olmasıyla olacak.
Valla kanka, ben bu sanal gerçeklik derdini yıllardır hem teknoloji hem de girişimcilik gözüyle izliyorum. Mesela geçen sene HTC Vive Pro 2 aldım, basketbol antrenmanı simülasyonuna attım kendimi. Sonuç? Sensörler sahanın boyutunu ve basketin sıçrama sesini taklit ediyordu ama havayı hissetmek dediğin şey... elektrik süpürgesi gibi sesler çıkaran bir fan sistemiyle falan ancak şahane bir rüzgar efekti yaratabiliyorsun. Bir de o kaskın yüzüne yapışan teri silmek var tabii, aman ne keyif!
En büyük bariyer dediğin şeyde bence fiziksel sınırlar: dokunma ve koku. Dokunsal feedback içinse o "haptic suit" denen şeyler var ama bir basket topunu gerçekten hissetmek? Seninki gibi tam temaslı bir antrenman içinse, hani o ter ve deri kokusunu da istiyorsan, orası hâlâ Dune filmi gibi bilimkurgu sınırında. VR'da kokuyu aktive etmek için uğraşıyorlar ama bir antrenörün terini koklayacağın bir simülasyonu yaratmak, özel sensörlere ve nanobotlara ihtiyaç var. Sanırım o hayal, en azından 10 yıl daha gelemeyecek.
Pratik öneri vermek gerekirse, şimdilik dokunma ve koku hissiyatını en inandırıcı şekilde simüle eden şeylerden biri "ultrasonik" feedback sistemleri. Yani titreşimle basketin dokunuşunu taklit eden özel eldivenler mesela. Ben de böyle bir şey denedim, basketin vuruşunu o kadar iyi taklit ediyor ki, topu yakalamak için refleks veriyorsun. Gelecekse şurada: yakın zamanda "koku kartuşları"yla çalışan modüllerin VR'da standartlaşması gerekiyor. Bu işin püf noktası da o zaten.