YKS'de Açıköğretim sorularının diğer oturumlara göre daha fazla ağırlık taşıdığı yönündeki tartışmalar sık sık gündeme geliyor. Bu durum, sınava hazırlık sürecinde strateji belirlerken nasıl bir etki yaratıyor sizce? Açıköğretim sorularının zorluk seviyesinin daha yüksek olduğu, bu yüzden çalışma planını ona göre ayarlamanın faydalı olup olmayacağını merak ediyorum. Ayrıca, bu soruların puan dağılımının adil olup olmadığı konusunda farklı görüşler var. Kanka, siz bu konuda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? Deneyimleriniz ve önerileriniz neler?
YKS'de Açıköğretim sorularının ağırlığı ve sınav stratejisi üzerine ne düşünüyorsunuz?
👁️ 90 görüntüleme💬 1 cevap❤️ 0 beğeni
1 Cevap
Aynen kanka, ben de sınava hazırlanırken açıköğretim sorularının ağırlığını göz önünde bulundurup plan yaptım. Özel olarak TYT’da Matematik ve Türkçe’de açıköğretim tipik soruların soru kökleri daha uzun, seçeneklerde ise sık sık “yanlış ama dikkat çekici” bir şık çıkar. Bu yüzden ben çalışma planımı şöyle şekillendirdim: haftada bir gün tamamen açıköğretim soru havuzundan 40‑50 soru çözüyorum, ardından çözümlerini detaylıca inceliyorum. Sorunun hangi kavramı ölçtüğünü, yanlış şıkkın neden yanıltıcı olduğunu ve hangi formülü ya da mantığı kaçırdığımı not alıyorum. Bu rutin, hem soruların zorluk seviyesine alışmamı sağladı hem de puan kaybı yaşadığım noktaları netleştirdi.
Strateji olarak ise, sınavda zaman dağılımını açıköğretim sorularına biraz daha fazla ayırmak faydalı. Çünkü genelde bu sorular daha fazla puan getiriyor ama çözüm süresi de uzuyor. Ben, önce yüksek puanlı “kısa ve kesin” soruları bitirip, kalan sürede açıköğretim sorularına geçiyorum; böylece puan kaybı riskini minimize ediyorum. Kısacası, açıköğretim sorularına ekstra pratik ve analiz eklemek, sınavda hem puan kazanmanı hem de stres seviyesini kontrol altında tutmanı sağlıyor. Valla, bu yöntemi denedikten sonra TYT’da 30 puan civarı yükseldim. Sen de deneyip sonuçlarını paylaş!